/ bodhidharma

DaMo Qigong Öğretisi (DaMo Pai) ve Yi Jin Jing

Japonya’da Daruma Daishi olarak tanınan ve Pu Ti Da Mo ya da kısaca DaMo olarak çevrilebilen Bodhidharma Zen budizmini getirerek Çin’de budizmini canlandıran ve Shaolin savaş sanatlarını kuran aydınlanmış bir budist ustadır.

Bodhidharma, yaşamına M.S. 482’de güney Hindistan’da Pallava krallığının başkenti Kanchi’de Sardilli ailesindesoylu bir prens olarak dünyaya geldi.

Doğuştan brahman dinine mensuptu ve Kral Sugandha’nın üçüncü çocuğu, Kshatriya ya da savaşçı kastın mensubu idi ve çocukluğu Madras’ın güneyindeki bir budist bölge olan Conjeeveram’da (Kanchipuram ya da Kancheepuram) geçti. Krallığa hazırlık için aldığı eğitim ve çalışmalarının ortasında Buddha eğitimlerine katılma şansı oldu. Buddha’nın sözlerindeki gerçekliği anında fark ederek kendisi için hazırlanan pozisyonu ve mirası reddederek ünlü budist öğretmen Prajnatara ile çalışma yolunu seçti. Budist öğretide hızla ilerleyen Bodhidharma, Prajnatara tarafından budismin yeni yeşermeye başladığı Çin’e gönderilerek Sarvastivada cemaatine budizmi öğretme görevi verildi. Çok zor hava şartları ve hırsızları aşarak Tibet’in Himalaya dağları üzerinden Çin’e vardı.

Çin’e vardığında kendini budizme adamış imparator Wu Di huzuruna çağrıldı (M.S.520). İlk görüşmelerinde Wu Di, Bodhidharma’ya sözünün geçtiği topraklarda yaptığı iyiliklerin, kurduğu tapınakların, adadığı manastırların karşılığının ne olduğunu  sordu. Bodhidharma “Hiçbir şey.” yanıtını verdi. Aklı karışan imparator, bu sefer “Peki, budizmi öğretmenin özü nedir?” dediğinde “Sonsuz boşluk” cevabını aldı. Artık sinirlenen imparator, bu sefer “Beni dinle, sen kim olduğunu sanıyorsun?” diye sorduğunda Bodhidharma’dan “Hiçbir fikrim yok” yanıtını alınca Bodhidharma, hükümdarın huzurundan kovuldu.

Bunun üzerine Bodhidharma, Luoyang’a, oradan Tse nehrini (Çincede Chi Shui) bir saz yaprağı üzerinde geçerek (Çin efsanelerinde böyle geçiyor) Song sıradağlarında Ayının Kulağı dağına tırmanarak Shaolin tapınağına ulaştı. Fakat rahipler, onu kabul etmedi. Bunun üzerine Bodhidharma bundan sonraki 9 sene süresince Shaolin tapınağına yaklaşık bir mil ötede bir mağaranın duvarına karşı oturarak meditasyon yaptı. Efsaneye göre bakışlarıyla taş duvarı yaktığı ve bu yüzden bu duvarda bir gölge bıraktığı söylenir; en azından Damo mağarasını ziyaret edenlere anlatılan hikaye budur. Bu meditasyon süresinden sonra ancak rahipler tarafından saygı görür ve tapınağa kabul edilir.

Gerçek Mahayana doğasına bağlı Bodhidharma, birçok rahibin yazıtları kopyalama ve meditasyon inzivalarıyla geçen yaşamlarında edindikleri berbat fiziksel durumlarını görerek üzülür. Ruhsal olarak güçlü olsalar da fiziksel olarka zayıftırlar. Uyguladıkları medıyasyon yöntemleri rahiplerde uykulu bir hal yaratıyordu. Çilecilik yüzünden neredeyse ölen genç Shakyamuni’nin deneyimini hatırlayarak rahiplere Buddha’nın okulundan bir dizi hareket ve iki aşamalı bir meditasyon ve fiziksel egzersiz çalışması öğreteceğini bildirir.

Bodhidharma, rahipler için bedeni güçlendiren ve gereğinde pratikte savunma için de kullanılabilecek fiziksel tekniklerden oluşan bir egzersiz programı hazırlar. Bunları uygulamaya koyduğunda Bodhidharma’nın öncelikle endişesi, rahiplerin izole yaşamlarının ve meditasyonlarının ihtiyaç duyduğu fiziksel güç ve dayanıklılığı sağlamasıydı. Öğrettiği teknikler, şaşırtıcı şekilde iki sonuç sağladı; bu uygulamalar, Shaolin Kung Fu olarak bilinen etkili bir dövüş tekniğinin de temelini oluşturdular. Dövüş teknikleri, rahiplere hırsız veya savaş lordları saldırdığında kendilerini savunmalarını sağladı. Bodhidharma, bu dövüş tekniklerinin sadece savunma amaçlı kullanılmasını ve gereksiz olarak başkalarına zarar vermemeyi öğretti. Shaolin’de en eski deyişlerden biri “Savaşa katılan bir kişi zaten kaybetmiştir” sözüdür.

Hint Kshatriya savaşçı kastının üyesi Bodhidharma, uzun değnekle dövüş konusunda ustaydı ve 18 dinamik egzersizle bir sistem oluşturdu. Bu hareketler, M.S.550’de Yi Gin Ching ya da Tendon Dönüşüm ve Özün Temizleme Klasiği adıyla basıldı. Bu sistemin bir kısmını Çin Tapınak Boksu ve Shaolin Savaş Sanatları’nın temeli olan Lohan (rahip öğrenci) 18 El Hareketi olarak tarihte yerini aldı.

Akupunktur teorisinde tendon, meridyenlere karşılık gelir. Bedenimizde oniki olağan ve sekiz özel meridyen bulunur. Öz ifadesiyle de kalpten bahis edilir. Akupunktur teorisi Tao’ya ulaşma pratiklerinden doğmuştur; meridyenler de insanın maddesel varlığında önemli bir role sahiptir. Meridyenlerin dönüştürülmesi, bedendeki tüm kanalların açılmasını ve bu kanallardaki tüm blokajların temizlenmesini ima eder. Bu sağlandığında Qi doğal şekilde doğarak bedendeki rolünü tam olarak gerçekleştirir ve bedenin maddesel halini de dönüştürebilir. Tüm kanallar açıldığında ve Qi çoğalarak yükselmeye başlar ve bedende engellenmeden dolaşıma başladığında kişi hastalıkların işgaline kolaylıkla direnç gösterir, zamanla da karşı karşıya kalan bu iki güç bir denge oluşturur. Sonucunda da kişi, fiziksel olarak da kalıcı bir sağlığa kavuşur.

Fakat kalp her zaman dışarıda olanların peşinde koşarsa ve bir an bile sakinleşmezse arzu ve tutku bir anı dahi boş bırakmayacak ve bedenin içi ve iç organlar kalbin istekleri aracılığıyla bozulmaya maruz kalacaktır. Bu şartlar altında kim sürekli oalrak hastalıklardan özgür kalabilir ki? Tendon dönüşümüyle  bedenimizin maddesel varlığını dış etkilere karşı güçlendirebiliriz, özün temizliğiyle ise zihinsel/ruhsal olarak sakinlik ve boşluk sağlayabiliriz. Bunların peşine düşmenin sürekli sağlığı kazandırmayacağını kim söyleyebilir ki?

Bunlar, DaMo Qigong’unun kaynaklandığı bilgilerdir ve günümüzde uzun süren geliştirmelerle yenilikler eklenmektedir. Genelin ihtiyaçlarına cevap verecek bütünleşik bir öğreti sistemidir ve kronik hastalıklar, sağlıklı bir yaşamı sağlayarak ruhsal bir alanın gelişmesine zemin oluşturarak Tao ve nirvana’ya ulaşmaya olanak sağlar.

Yine de pek çok kişi, yazılanların anlamlarını kendi çözmeye kalkar.  Bunun sonucunda da tarih boyunca yüzeysel olan anlam var olabilir. Budizm konusunda gökdelenler yüksekliğinde dizecek kadar yazıt ve kitap vardır. İçeriklerinde iyilikler, sebep ve sonuçlar, şefkat ve merhamet, insanoğlu için fazla büyük sözler, sonsuz güç vs içerebilir. Ama meditasyon uygulaması üzerine bir kitapta az biraz bir bilgi, diğerinde de bazı bilgi kırpıntıları şeklindedir. Yine de bu çerçevede üç önemli kitaba değinmek gerekir; Jin Gang Sutra, Gizli Sutra ve Kalp Sutrası. Bu üçü birlikte kalbin geliştirilmesi ve en önemlisi teori ve metotları daha sade ve yalın şekilde sunmaktalar.

Tendon Dönüşümü ve İlik-Öz Temizlenmesi Klasiği ile birlikte kullanıldığında bu üç yazıt, Buddha’nın fikrini en ideal şekilde dile getirirken pratik yaklaşımları da aynı anda sunar.

Efsaneye göre Bodhidharma, İmparator Wei’nin emr’yle M.S.526’da Hunan eyaleti’nde Songshan’da bulunan “İlk Buddha” shaolin tapınağına yerleşir. Bu tapınak salt dini çalışmalar ve meditasyon için kullanılırdı ve savaş sanatları, Bodhidharma gelene kadar uygulanmazdı. Bodhidharma, M.S.539’da 57 yaşında bu tapınakta öldü.

Yaşamı süresince pek az müridi bulunuyordu, bunlardan sadece üçü tarih kitaplarına girmiştir. Bodhidharma, öğretiyi Hui-k’o ‘ya vermiştir. Ölümünden birkaç yıl sonra bir Çin devlet görevlisi, Bodhidharma’yı Asya ortalarında dağlarda gördüğünü bildirmiştir. Elinde değneği ve buna asılı tek bir sandalet olduğu bildirilmiş. Bu hikaye, tapınağına ulaştığında birlikte olduğu rahipler, tabutunu açma kararı aldılar. İçinde tek bir sandalet dışında birşey bulunmamış. Çin içsel simya kültürüne göre bu, özel bir durum değildi. Yine de halkın geneline göre imkansız bir durumdu. Bunun sebebi, insanların sadece varlığı bilmeleri ve yokluğu tanımamalarıydı. Sadece birinin dışı, diğerinin de içi oluşturmasından ikisinin birlikteliği bir varlığı oluşturabilirdi.

Tao-husan’ın Örnek Rahiplerin Yaşamları kitabında Bodhidharma’nın Zen Öğretisini kendi tarafından verildiği yazar:

“Çin’e gelme sebebim, Mahayana’nın an ile ilgili eğitimlerini aktarmaktı: Zihin, Buddha’dır. Ahlaki kurallardan, adanmadan, kendini suya ve ateşe batırma, bıçaklardan oluşan bir tekerleğe tabi olma, günde tek öğün yeme ya da hiç yatmama gibi çilekeşliklerden bahsetmem. Bunlar fanatik ve iğreti öğretilerdir. Faniliğini kabul ettiğinde, doğanın mucizeviliğini fark ettiğinde zihnin, tüm Buddha’larınki olur.`

Bodhidharma, bir örnek oluşturacak kadar sıradışı bir varlıktı ve buğün pek çok insana da ilham kaynağıdır. Pek çok kendini adama hikayesinin de kaynağıdır. Bu efsanelerden bir tanesi, Bodhidharma’nın meditasyon sırasında uykuya dalmasına kızdığından gözkapaklarını meditasyonunu engellememesi için kestiğinden bahseder. Bu tür hikayeler, meditasyonda kendini adama konusunda birer hatırlatıcı olurlar.