/ genel

Direnişin Yalın Gerçekliği

Tercihler yapıyoruz hayatta. Beğendiklerimiz oluyor, beğenmediklerimiz. Kendimize yakın bulduğumuz insanlarla vakit geçiriyoruz. Sevdiğimiz filmlere, oyunlara gidiyoruz. Beğendiğimiz tiyatro oyunlarını izliyor, bazı sanatçıları kendimizi yakın buluyoruz. Yemeklerde tercihlerimiz oluyor, içtiklerimizi bir tercihle yapıyoruz. Eğlenmeye, dinlenmeye ya da çalışmaya gittiğimiz mekanlar aynı. Yaşamlarımızdaki olaylar, ilişkiler, yakın alanımıza giren insanlar dahi aynı. Sahiplenme ve mal-mülk edinmeyle eşyalara tutunuyoruz, geçmiş ve geleceğe taktığımız kancalarla arzu ve korkulara, düşünce ve duygulara tutunuyoruz, nihayetinde bilim ile yaşama tutunuyoruz. Bir din olan bilime inanmayanlar için sunulan yüzlerce inanç var, çoğu da ya bu ya da öte dünyada yeniden var olarak aslında bu gerçekliğe tutunmamızın bahanesi oluyor.

Tutunuyoruz, bizi var ettiğini düşündüğümüz fikirlere, kavramlara. Bizi şekillendirerek bu gerçeklikte var olmamızı, kalmamızı sağlayacak tüm olgular, bizim için birer can simidi adeta.

451878_flowing_bloodAma bilin, ne oluyor? Bu tutunmalarımız, değişime direnmek oluyor. Yaşam, evren, akış ya da ne olarak adlandırırsak adlandıralım, gelişmemiz için bazı şeyleri önümüze çıkarıyor. Ama biz beğendiklerimiz ve beğenmediklerimiz diye ayırdıkça bu gelenleri itiyoruz. Gelenleri ittikçe de akış içinde karşımıza çıkanlar azalıyor. Bu beğenilerle, tercihlerle ve seçimlerle değişim ve gelişmeyi istemediğimizin sinyalini yayıyoruz ve bu mesaj, bir alıcısı olmasa da bir şekilde gerçekleşiyor. Değişmek istemedikçe olabileceğimiz potansiyelin çok daha küçük bir kısmına razı oluyoruz, çok daha büyük bir potansiyele sahip olsak da. Sanki tutunmayı bırakırsak yok olmayacakmışız gibi geliyor bana, daha rahat akacağız belki de. Seçmedikçe, beğenmeyi aradan çıkardıkça bize geleni daha büyük bir sevinçle kabul edebileceğiz. Burada "evren benim için neler sunuyor" sorusunu sormazsak kendimizi kandırmaz, egomuzu gizliden gizliye beslememiş oluruz. İyi olma hali de, hakikat ile ne kadar yakın ilişkide olduğumuzla ilgili. Tercihlerin olmamasıyla ne kadar esnek olabilirsek, içinde bulunduğumuz akışa karşı direnç noktalarımız da o kadar az olur. Bu da ne bizi incitir, ne de omurgamızı kırar.

Bunu ister kişisel gelişim ya da motivasyon için bir yöntem olarak alın, isterseniz de arkasındaki derin gerçeğe bakın. Mekaniği yine aynı. Ben, bunu tutunduğum herşeyi teker teker bırakmak için bir sebep olarak görmeye çalışıyorum; halen bırakmaya niyet ettiğim şeylerin listesi bu kadar büyükken çok söylemek yerine çok dinlemek daha doğru geliyor. Bundandır biraz seyrekleşen yazılarımın sebebi, ama tamamen bırakmak da demek değildir elbet.