/ çeviriler

Meditasyon için Genel ve Derinlikli Yöntemler

Bu yazı dizisini, meditasyon konusuna ilgi duyanlara yönelik ve farklı yaklaşımları içerdiği için yararlı gördüm. Ben bu yazılar yayınlanırken meditasyonla uğraşıyor olacağım. Ama şehre döner dönmez bu diziyi de deavm ettireceğim elbet. İçlerinde değerli hocaların güzel bilgileri var, önemli noktalara parmak basıyorlar. Bir dil sorunu yüzünden meraklı kişilerden uzak kalmasına gönlüm el vermedi. Meditasyon, herkesin sandığının aksine, dini bir uygulama değil, zihnin dingin bir hale ulaştırılması çalışması. Spor gibi, egzersiz yaptıkça gelişir ve dinginliğe ulaşır.
Müziği keyifli hale getirenin aralardaki duraksamalar (es’ler), mimariyi ve görsel tasarımı dengeli hale getirenin de boşlukla dengesi (espas) olduğunu düşünürsek ancak araya sessizlik katarak zihnimizin daha sağlıklı olduğu bir hale ulaşabiliriz. Günümüz iletişim bombardımanı (aslında kakafoni demek gerek) içinde bunu sağlayarak zihnimizin daha sağlıklı kalacağını söylemek, iddialı bir söylem olmaz, hatta çok da gerekli.

3182684Tüm seriyi derleyen Sogyal Rinpoche, ülkemizde Tibet’in Yaşam ve Ölüm Kitabı’yla tanınıyor; kendisi özellikle de Tibet budizmi konusunda eğitimler veriyor. Hazırladığı bu kaynak için kendisine sessiz bir teşekkürlerimi sunarım. Bu çeviride dili akışkan ve herkesin anlayabileceği basitlikte tutmaya gayret edeceğim, yararlanmak isteyen herkese yardımcı olmasını umuyorum.

Meditasyon yapmanın ilk ve temel yöntemi, zihni durgun bir hale getirerek huzur ve dengelilik sağlamak ve dikkatin dağılmadığı durumda tutmaktır. Meditasyona ilk başladığınızda bir simgeden yararlanabilirsiniz, Buddha’nın -veya dindar iseniz dininize ait bir simgenin- resmi ya da heykeli, nefesin kendisi (ki pek çok dini gelenekte benzer uygulamalar bulunuyor) birer örnek olabilir.

Zihin alanında onlarca yıllık deneyimlere sahip pek çok Budist eğitmenin önerisi, zihni sürekli dinginliğe ulaştırmak için çalışırken odaklanmamak, bir noktaya sabitlememek yönünde. Bu yüzden dikkatinizin sadece dörtte birini nefesi izlemeye yönlendirmenizi önerirler. Uygulayanlar, burada farkındalığın da yeterli gelmeyeceğini görmüşlerdir. Nefesinizi izlerken birkaç dakika sonra kendinizi bir futbol oyununda ya da kendi kurguladığınız filmi oynarken bulabilirsiniz. Bu yüzden dikkatinizin diğer bir çeyreğini de nefesi izlemeye devam edip etmediğinizi takip edecek sürekli dikkate ayırmalısınız. Dikkatinizin kalanını da sürekliliğe ayırabilirsiniz. Elbette bu üç ögenin -farkındalık, tetikte olmak, rahatlık- bir arada var olmaları, bunların oranından daha önemli.

Zamanla, zihninizi dikkatin dağılmadığı konumda dinlendirdiğinizde bir imgeye ya da nefese ihtiyaç duymayacaksınız. Herhangi bir şeye odaklanmadığınız halde kaba bir tabirle “farkındalığın merkezi” adını verebileceğimiz bir durumun varlığı söz konusu olacak.

Zihnin bu dağılmayan hali, meditasyonu yürürken, yemek yerken veya yakınlarınızla ilgilenirken gündelik yaşamınıza dahil etmenin en güzel yoludur. Eylemlerinize bilinçli farkındalığı dahil ettiğinizde, dikkatinizi dağıtan etkenler ve endişeler giderek azalır ve zihniniz artan bir huzurla dolar. Bu, gündelik yaşam karmaşasına dinginlik, rahatlık ve neşe / mizah katarak yaşamı endişesiz, içinizde istikrarlı ve belirli bir güven halinde olmanızı da sağlar.

Tüm yazının ingilizce haline Meditasyon Yolu sayfasından erişebilirsiniz.

Zihnin Doğasını Ortaya Çıkarıcak Derin Yöntemler

Çok daha derin bir seviyede, meditasyonun zihni fark etmek için zihnin kullanılması ya da mevcut zihnin tasarı ve kandırma olmadan en doğal halinde dinlenmesi diyebiliriz.

Geçmişin büyük ustalarının bir deyişi vardır; ilk duyduğumda bu iki satırın bana nasıl büyük bir ilham verdiğini hatırlarım. Bu kısa deyişte hem zihnin doğası, hem de onu nasıl dinginleştireceğimiz -ki en üst seviye meditasyon budur- ifade edilmişti. Tibet dilinde adeta bir melodi gibidir: chu ma nyok na dang,sem ma chö na de.

Kabaca bir çeviriyle “Karıştırıp bulandırmadığınız su, berraklaşır. Zihin, müdahale olmadan bırakıldığında kendi doğal huzurunu, iyi halini, mutluluğu ve neşeyi bulur.”. Doğal olanın vurgulanmasında ve müdahale etmeden, değiştirmeden, zorlamadan sadece olmak için zihne izin vermek bu talimatın muhteşem basitliği.

Meditasyonu tanımlamak için kullanılabilecek diğer engin bir ifade de hangi düşünce, duygu veya algıyla yüzleşmek olursa olsun sade ve net bir halde bunları göğüslemek. Bundaki sır, zihnin tam nerede olduğudur: zihnin bu görünümleri olan duygu ve düşüncelerde yitip gidiyor musunuz yoksa gerçek doğanız ve varlığınız olan zihnin merkezinde sakin bir halde dinleniyor (dinginleşiyor) musunuz.

Meditasyon sayesinde aşkınlık seviyesine ulaştığınızda herhangi bir referans veya kavramın, umut veya korkunun olmadığı ve hayal edebileceğiniz en güçlü esenlik olan artan bir güvenin olduğu zihnin öz doğasında elinizden geldiğince dinlenirsiniz. Bulut gibi düşünce ve duygular kaybolmaya başladığında, gök yüzünü andıran öz varlığınız ve onun içinden güneş gibi ışıldayan öz doğanız kendini göstermeye başlar. Güneş ışınlarının ışık ve sıcaklığı iletmesi gibi, zihninizin en öz doğası da bilgelik ve şefkati yaymaya başlar.

Kendinizi tanımlayan egonun ötesine, aşkın bir bilgelik seviyesine ulaşmanız, en yüksek dağın zirvesine ulaşmak gibidir; her şeyi kapsayan engin bir görüntü ve diğer varlıkların ihtiyaçlarını kalben anlayan bir iç görü sahibi olursunuz. Kalbinizden derin bir sevgiyle harmanlanan şefkatin ortaya çıkması da bunu izler. Zihnimizin doğasında ne kadar uzun kalabilirsek kendi bilgeliğimizle ölçüsüz ve sonsuz şefkati keşfeder ve derinden beslenen bir içsel gücü geliştiririz.

Meditasyonla öz doğamızın saflığıyla temasa geçtiğimizde temel iyilik, kalbimiz belirginleşir. Merhamet, şefkat ve sevgi de buradan sızar. Yaşamımıza bunu dahil ettikçe sadece kendimizle değil başkalarıyla da temas ettiğimizi fark ederiz. Kendimizle diğerleri arasındaki engel ortadan kalkar. Olumsuzluk etkisiz hale gelir, kendini bağışlama güçlenir ve içimizdeki tüm kötü yok olmaya başlar. Bu şekilde çevremizde faydası dokunan ve diğerlerinin yardımına yetişen birine dönüşürüz.