/ çeviriler

Öfke

20120922-174604.jpg

Son zamanlarda hayatın içinde öfke ve kızgınlık söylemleri hayli arttırıldı. Bunlar, kızışarak birbirimize düşmek için birer potansiyel olsa da aynı zamanda kendimizi geliştirmemiz için birer nimet. Rehberimin söylediği gibi, "İmkansızlıklar ve zorluklar, aydınlanmaya ulaşmada daha sakin, huzurlu zamanlara göre daha güçlü birer ateşleyici olabilirler. Elimizdeki zorlukları çalışmamızın yakıtı olarak kullanmamız yararlı oalcaktır.". Elimizdeki bu imkanları doğru kullanmayı becerirsek ne ala, beceremezsek birbirimize düşmek için tonla gerekçe zaten ortada. Bu yüzden biraz internet'e bakındığımda bulduğum güzel bir semineri çevirerek biraz daha yazısal bir dile dönüştürdüm.

Öfke
Lama Zopa Rinpoche

California Boulder Creek'teki Vajrapani Enstitüsü'nde 23 Mayıs'ta verdiği bir eğitimde Lama Zopa Rinpoche, kişinin kendi öfkesi ve başkalarının kişiye yönlendirdiği öfke olarak ayırarak öfkeyle baş etmenin çeşitli yollarını açıklıyor.

Boşluk, her tür sanrının temeli olan cehaletin ilacıdır ve tüm sanrıların yok olmasını sağlar. Birisi boşluk üzerine meditasyon yaptığında öfke duracaktır. Öfke, yanlış ben'e, yanlış objeye, var olmayana inandığınızda ortaya çıkar. Bu durumda boşluk ve esasen var olmayanlar üzerine meditasyon yaptığınızda öfke, üzerinde büyüyebileceği bir temel bulamaz. Bu, en güçlü panzehirdir. Tekrar ortaya çıkarsa bu, meditasyonunuzun sürekli olmamasından olur; meditasyon ve farkındalık hali durmuştur. Mesele, bu tekniği hatırlamakta... Tekniği hatırladığınızda her zaman işleyecektir. Tekniği hatırlamazsanız, geç etki etmesine sebep olursunuz; bu durumda sanrılar, öfke ve benzerleri büyümeye başlayarak sizi ele geçirir.

İnsanlara her zaman anlattıklarım arasında karma vardır. Kutlu olan, budistlerin Tanrı'ya inanmadığını söyler. Temel Budist düşünce, yaşamı ve karma'nızı yaratanın kendi zihniniz dışında başka bir zihin olmadığını hatırlatır. Kişinin yaşamında ne oluyorsa bunların hepsi, zihninden kaynaklanır. Tüm bu duyuların algıları, duygular, mutluluk, üzüntüler ve benzerleri, hepsi birikir. Tüm dünyanız bilincinizden oluşur. Bilincinizde geçmişteki olumlu ve olumsuz karmanız, kendisini ifade ederek gerçek haline gelir. Bir insan bedenine sahip olmak, algılar, görüşler, duygular, hepsi bir araya gelir ve herşey bu anda gerçekliğe kavuşur. Bütün bunlar bilincinizden, karmanızdan olur.

Boşluk üzerine meditasyonun etkili değilse biz alelade varlıklar için karma öğretisi çok güçlüdür. Karma üzerine meditasyon yapıldığında kişinin zihninde öfke için yer kalmaz, çünkü aslında suçlayacak kimse yoktur. Kendi zihniniz dışında bir yaratıcı olmadığını fark ederek karma üzerine düşünmek temel budist düşüncelerindendir. Bu aynı zamanda sadece bir felsefe değil, çok güçlü bir uygulamadır da. Herşeyin bir sebebi olması gerektiği inancımızdan ötürü öfke de, bunu yaratana inanmaktan dolayı ortaya çıkar: birisi bu problemi yaratmıştır; bu birisi yüzünden böyledir. Gündelik yaşamda bir problemle karşılaştığımızda bunun bir yaratanı olmadığı düşüncesini uygulamak yerine bunun bir yaratıcısı olduğuna, problemi başka birisinin sebep olduğuna inanarak davranıyoruz. Tanrı kelimesini kullanmasak da problemi birinin yarattığını düşünüyoruz. Karma üzerine düşünmeye başladığınız an, sorunun bir yaratanı olmadığını fark ettiğinizde öfke için de bir dayanak noktası kalmıyor.

Olağan düşünce biçimimize göre geçmişte bilinçli varlıklara zarar vermişsem başkası tarafından zarar görmeyi de hak ettiğimizi düşünüyoruz. Öfkelendiğinizde esasen ifade ettiğiniz başkalarına zarar verebilseniz de başkalarından zarar görmemeniz gerektiği düşüncesidir. Bu çok mantıksız. Bu uygulamada aslında "Ben bu zararı hak ediyorum" diyorsunuz.

Şefkat Geliştirmek ve Bunun Yararları

Karma üzerine düşünmek temelleri oluşturduğundan çok etkilidir. Bunun üzerine boşluk üzerine meditasyon yapar, şefkat geliştirir ya da diğer tekniklerden birini uygulayabilirsiniz. Bodhisattva'nın Yaşama Biçimi'nde Shantideva şunları söylemiştir:

Önceden diğer bilinçli varlıklara benzer şekillerde zararlar vermiş olabilirim Bu sebeple bu zararın başkalarına zarar vermiş olan bana dönmesi doğru olacaktır.
Bu şekilde düşünmek yararlıdır. Başkalarına zarar verebilmemizi hakli gören zihni durdurur, fakat başkalarından da zarar görmemek isteriz. Bu yüzden Shantideva, "Bu zararı görmeyi hak ediyorum. Bu, başkalarına geçmişte zarara verdiğim için benim için gayet doğaldır. Aynı metinde Shantideva şunları da ifade etmiştir:
Kendi davranışlarımdan harekete geçirildiğimden zarar verdiklerim ortaya çıkıyor. Bu davranışlar yüzünden cehenneme düşecek olurlarsa onları yok eden ben olmuyor muyum?
Buradaki düşünme biçimimiz de şefkat geliştirme halidir: Ben bu zararı karmamdan ötürü görüyorum. Bunu başlatan kim? Başkasından dolayı değil, kendi hareketlerinizden kaynakladığını düşünüyoruz. Diğer bilinçli varlıklara geçmişte bu şekilde davranıyordunuz ve bu yüzden şimdi bu zararı görüyorsunuz. Karmanız diğer kişinin size zarar vermesini sağlıyor. Bu kişi bir insan olarak doğmuş ve sizi geçmişinizde yaptığınız birşeyden ötürü cezalandırıyor. Sizi bu şekilde şu anda cezalandırarak aslında kendi tekrar doğumuna engel olacak olan olumsuz karmayı üretiyor ve bir sonraki var oluşunda daha aşağı boyutlarda var oluyor. Bu durumda o kişinin aşağı boyuta düşmesine ben sebep olmuyor muyum?

Bu şekilde bu problemi bodhicitta (*) üretmek için kullanıyorsunuz. Bu, bir insanın aydınlanmaya kadar tüm Mahayana yolunu ve sutra ya da tantra yolundan ilerleyerek altı paramitayı geliştirebilmesi anlamına geliyor. Kişi, zihnin tüm hatalarını azaltarak yok edebilir ve tam aydınlanmaya ulaşabilir. O kişinin sevecenliğinden ötürü tutku geliştirebiliyor, bilinçli varlıkları acılarından arındırabiliyor, aydınlanma getiriyor ve her bilinçli varlık için ideal mutluluğu yaratabiliyorsunuz.

Başka birisi şu şekilde de düşünebilir: o bir kişiye yönelik şefkat geliştirerek kişi, tüm bilinçli varlıklar için şefkat geliştirebilir. Nazik davranan, bu kadar değerli olan bu kişi başka bilinçli varlıklara zarar vermenizden sizi alıkoyuyor ve aynı zamanda sizden yardım da alıyor. Sizden bir zarar görmediğinden huzur ve mutluluk elde ediliyor ve aynı zamanda sizden yardım aldığı için de sayısız bilinçli varlık da huzur ve mutluluğa kavuşuyor. Tüm bilinçli varlıklara sunabildiğiniz bu huzur ve mutluluk bu kişiden kaynaklanıyor.

Benzer şekilde aynı yolla öfkeyi söndürmek için sabrı da geliştirebilirsiniz. Kadamapas'ın önerisinde sabrı geliştirmek için altı teknik bulunuyor; bunlara burada deyinmeyeceğim. Gündelik yaşamda kullanmak için kolay hatırlanabilir ve not defterinize yazabilirsiniz.

Diğer çok etkili bir yol Pagongka Rinpoche'nin Avucunuzda Özgürleşme'sinde anlatılıyor. Kısaca; öfkelendiğinizde sizi döven kişinin kullandığı sopaya kızmazsınız. Sopa o kişi tarafından kullanılmaktadır, bu yüzden sopaya kızmanın bir manası yoktur. Aynı şekilde bir kişinin bedeni, sözü ve zihni tamamen öfke tarafından, sanrı tarafından ele geçirilir ve kullanılır. Kişinin bedeni, sözü ve zihni bir köle gibi olur, öfkenin kendini ifade aracı olarak kullanılır. Kişinin herhangi bir özgürlüğü yoktur, hiçbir özgürlüğü yoktur. Bu yüzden bir özgürlüğü olmadığından bizim şefkatimizi hak ederler. Hatta o kişinin öfkesini yatıştırmak da bizim sorumluluğumuzdadır. Ne şekilde olursa olsun, o kişinin zihnine yardım ederek öfkesini sakinleştirin, hiçbir şey yapamazsanız Buddha'ya, Dharma ve Sangha'ya dua ederek öfkesinin sakinleşmesini dileyin.

Birinin Benden Nefret Etmesine İhtiyacım Var!

Kutsal Dalai Lama, bize nasıl şefkatli olacağımız, karşımızdakinin Dharma ve Buddha kadar değerli, onun adeta bir Buddha veya Guru gibi değerli ve nazik olduğu üzerine meditasyon yapmamızı öğretir. Neden o kişi naziktir? Kimse bize öfke yöneltmezse asla sabrımızı geliştiremeyiz. Herkes bizi severse gereken derinlikte sabrı asla geliştiremeyiz, bu sabır yoludur. Bu yüzden birisinin bize öfke beslemesine ciddi şekilde ihtiyacımız vardır. O kişi için bunun değerli yoktur, ama bizim için çok değerlidir. O kişi için bu eziyet gibidir, alt boyutlarda yaşamak gibidir. Bizim içinse o kişinin bize öfke duyması çok değerlidir. Buna çok ihtiyacımız var, birinin bize öfkeli olması bu kadar önemli.

Öfkenin Dezavantajları

Birinin sizi sevmesi önemlidir, ama birinin size öfke beslemesi de önemlidir. Birisi size sevgi beslerse sayısız bilinçli varlığın aydınlanmanın tüm yolunu görebilmelerine bir yadımı dokunmuyor. Neden bu kişi benim için çok değerli biridir? Çünkü size öfke geliştirirler. Sizin içinse o kişinin öfkesi sizin için dilek gerçekleştiren bir elmastır.

Sizin öfkeniz erdeminizi tahrip eder, mutluluğunuzu yok eder, sadece gündelik yaşantıda değil, uzun vadeli mutluluğunuzda da. Bodhicaryavatara'nın ifade ettiği gibi, bir öfke anı binlerce ebediyetlik farkına varmayı geciktirir. Öfke, büyük bir engeldir, özellikle de bodhicitta farkındalığı için. Bu kişi bana öfkelendiği için sabır geliştirebilirim ve kendi öfkeme hakim olarak aydınlanma yolunu tamamlayabilirim. Bir kişi iki tür erdem geliştirebilir, tüm engelleri yok eder, aydınlanmaya ulaşır ve tüm bilinçli varlıkları özgür kılarak aydınlanmaya kavuşturabilir.

Kızdığınızda yitip gideceğiniz ve ölüm üzerine de düşünürsünüz. Bugün dahi ölebilirsiniz, bu durumda öfkelenmenin gereği ne: Bu şekilde düşünmek çok etkilidir. Karşınızdakinin de her an ölebileceğini düşünün. Bu öfkemizi terk etmemize ve sabırla şefkat geliştirmemize yardımcı olur.

Sabır geliştirmek sakınmak ya da saklanmak anlamına gelmez. Prroblemlere çözüm bulmamak anlamına da gelmez. Sorumluluklarınız var, bu yüzden problemleri çözmek için şefkat ve bilgeliğinizi olabildiğince kullanmanız gerek. Kutsal Dalai Lama'nın ifade ettiği gibi, bir problemi çözmek sınırlarınızı aşıyorsa, Üç Hazine gibi daha yüksek olgulara güvenmeniz gerekir. Bu sırada da becerilerinizi yapabildiklerinize yönelterek elinizden geleni yapın. En önemlisi sabrı geliştirmek ve problemlerle karşılaştığınızda serinkanlı kalabilmektir. Bunu sağlamak için sizin için hangi teknik etkiliyse onu kullanın.


Bodhicitta, buda bilgeliğine (Trikaya) en hızlı ulaşarak tüm bilinçli varlıklara yardımcı olabilme çabasıdır. Tüm hareketlerinde Bodhicitta motivasyonuna ssahip kişilere bodhisattva adı verilir.
Bodhicitta, şefkat ve bilgeliğin birleşimidir. Bu, Pali yazıtlarında aydınlanan zihin kavramının gelişmiş halidir.
Bodhicitta tüm bilinçli varlıklara mutluluk sağlamak ve aynı zamanda onları acılarından kurtarmayı amaçlamak anlamına da gelir.
Bodhicitta terimi tam anlamıyla:

  • tüm bilinçli varlıklara karşı sınırsız ve apansız şefkat geliştirmeyi ve
  • gerekli biçimde var olma ilüzyonuna bağlılığın yok olmasını kapsar.