/ genel

Yola Koyulmak...

Yola koldum; bundan birkaç sene önce arayışıma dönmüştüm. Döndüm diyorum çünkü önceden içsel dünyanın kapısına kadar gelmiştim, ama henüz erkendi, hazır değildim. Uygun zaman ve şartların tekrar oluşması biraz zaman aldı. Bugünse kendi yoluna adımlarını atmaya hazırlanan yeni yol arkadaşlarımızın ilk adımlarına şahit oldum.

Tebessüm ve mutlulukla kendi halimi(-zi) anımsadım. Her biri çok değerli, türlü deneyimleri görmüş geçirmiş ve bir çağrıyı belli belirsiz duymaya başlamış; hatta henüz bunun farkında bile olmasa da öz halleri onları buraya kadar getirmiş. Yolları nereye götürür, ne kadar birlikte yürürüz belirsiz. Ama yürüyüş oldukça sorun yok. Bir adım dahi atmak, yeterince önemli. Özellikle de rehberim, ama beraber yürüdüğümüz tüm arkadaşlarım da bana çeşitli şeyler öğretti ve öğretmeye de devam ediyor.

Şehir bizi bekliyor, türlü renk cümbüşüyle. Yola çıkmadan tadına baktığım biber gazı, bir haftada atıldığı yerde filizlenip rengarenk bir ormana dönüşmüş. Yolumuz, hayatla iç içe olduğundan inziva eğitimimiz her ne kadar Kazdağları'nın eteklerinde olsa da şehir ve oradaki direnişle sürekli içli dışlıydık; az da olsa desteğimiz sürüyordu. Gerek facebook, gerekse twitter'da fikirlerimizi, duruşumuzu paylaştık. Alacalı ve rengarenk bir elbiseye bürünmüş. Eğlencesi keyif verse de dış görünüş, günlerin köpüğü sadece. Kısa zamanda dağılacak gibi gözüküyor. Arkasında yatan dağınık düzen, dijital bir ağla birbirinine bağlı. Suya vurulan yumruk, doğru bir zamanlamayla ve beslemeyle ancak dalga oluşturur. Sesimizi duyurduk, yankılar da ülkenin ve dünyanın türlü yerlerinden duyuluyor. Ama hızla bu ses, bir forma bürünmezse bundan sonrası için de tekrarlanması çok daha zor bir hale bürünür. Siyasi bir platformda peer-to-peer'in monolitik piramidal düzenden daha etkili olabileceği gösterildi. Erken bir örneği olan '68 kuşağı, yönetenler tarafından hızlıca etkisiz hale getirilmişti. Bu hareketin benzer bir sonuca dönüşmemesi, bizlerin elinde. Bu fırsat, dar bir zaman aralığına da sahip. O yüzden merak ve endişeyle izliyorum. Şu an elden geldiğince sakin ve tepkisizleşmeye başlayan karşı hareket, bu hareketiyle aslında yine dizginleri eline almaya başlamış gözüküyor. Direniş, kendini kopyalayarak çoğaltmaya başlamazsa, hem bulunduğu yerde kök salıp, hem tohumlarını yeşertmezse mutlak bir başarısızlık ve faşizme mahkumiyet söz konusu olacak.