/ genel

zaman = yaşam...

yaşam…
elle tutulur birşey değil,
zamana dikkat ettikçe
elimizden gidiyor.
onu tutuyor sanıyoruz,
oysa bu yanılgı!
öylece geçip gidiyor,
yaşamlar oluşuyor,
yaşamlar bitiyor.
anılara sarılıyoruz,
geçmişi anımsayıp yaşatıyoruz.
ama o da yanılgı!
yaşanan yaşandı,
geçip gitti.
onlara tutunmak istiyoruz,
bizi biz yaptığını sanıyoruz…
anılar…
öğretmenimiz olması gerekirken,
lanetimiz oluyor, eziyetimizin aracı oluyor.

bir yaşam oluşuyor,
başka bir yaşam sönüyor.
buna ne üzülebilir insan,
ne de sevinebilir.
geliyor ve gidiyor işte.

seviyoruz,
seviliyoruz.
bağlanıyoruz,
kopuyoruz.
ve hepsi
derin birer iz oluşturuyor,
pikabın üzerinde,
tekrar ede ede kendini anımsatan.

ne garip varlıklarız aslında!
sonsuzca sevme potansiyelimiz var,
ayrılsak da,
yaşamımızdan çıkıp gitse de,
yitip gitse, ölüverse de
sevgimiz devam ediyor.
anılara mı, geçmişe olan hayali bağımıza mı,
asla yok olmayan öze mi?
o öz nerede?
kalbimizde mi?
zihnimizde mi?
karşı taraftaysa öldükten sonra nerede?
beraber oluştursak da,
biri ayrılsa da devam ediyor sevgi bir şekilde,
anılarla harmanlanarak.

sevgiyle, şükranla anımsıyorum…
ışığın onu bir tüy gibi taşıyacağını bildiğim
koca teyze’mi,
hayatıma kattığı sevgisi ve varlığı için.
umuyorum ki,
kendi anlayışına uygun mutlak huzuru bulur,
bu çarkı terk eder.